Sıkça Sorulan Sorular

KALP KRİZİ NEDİR?

Miyokard infarktüsü ,kalp krizi olarak da adlandırılmaktadır.Kalbi besleyen 3 ana damarlardaki kan akımının ani olarak durması nedeniyle oluşmaktadır.Çoğu zaman yıllar içinde , damarlarda oluşan yağlı tıkanıklıkların aniden pıhtı ile kaplanması ile oluşmaktadır.Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, sigara, kolesterol yüksekliği ve ileri yaş en önemli risk faktörlerindendir.Bunların bir yada bir kaçı hastada bulunabilir.Genellikle göğüs ağrısı ilk bulgu olarak karşımıza çıkar. Ancak nefes darlığı, çarpıntı , bayılma, öksürük, ani sersemleme hali, mide bulantısı ve kusma gibi belirtilerde gözlenebilir. Bu bahsettiğimiz şikayetlerin başka hastalıklarda da görülebileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla ilk olarak hemen akla kalp krizi gelmemeli ve mutlaka doktora başvurulmalıdır.

HER GÖĞÜS AĞRISI KALP KRİZİ MİDİR?


Kesinlile hayır. Göğüs ağrısına neden olabiliecek bir çok durum vardır. En çok gözlenen kalp dışı rahatsızlıklar ise sindirim sistemi rahatsılıklarıdır. Yemek borusu ve midenin ülseratif hastalıkları , aynı zamanda ince barsak ve safra kesesi problemleri göğüs ağrısına neden olarak kalp hastalıkları ile karışabilir . Aynı şekilde akciğer ile ilgili problemler , kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ve psikolojik nedenlerde kalp kökenli ağrılar ile karışabilir.

ÇARPINTI HİSSEDİYORUM KORKMALIMIYIM?


Çarpıntı kabaca kişinin kalp atımlarını hissetmesi olarak tanımlanabilir. Kalp hızının normalden hızlı ya da düzensiz atması şeklinde olabilir. Bazan hastalar kalbim yuvarlanıyor gibi oluyor diye tarif edebilirler. Bazan atlı koşuyor gibi hissedebilirler. Her zaman bir ritm bozukluğu göstergesi olmayabilir. Bazan göğüs ağrısı nefes darlığı ya da bayılma gibi problemleri ortaya çıkarabilir. Çoğu zaman önemli bir problem olmamakla birlikte nadiren kişinin hayatına malolacak kadar ciddi bir sorunun belirteci olabilir. Böyle bir durumda mutlaka bir kardiyoloji uzmanı tarafından detaylı bir şekilde incelenmenizde fayda olacaktır.
Çarpıntı sürekli ise EKG tanı koymak için yeterlidir. Çarpıntının aralıklı olduğu durumlarda durumlarda kalp ritmini kaydadeden HOLTER adını verdiğimiz cihazları kullanıyoruz. Bu cihazlar 24 ya da 48 saat hastanın üzerinde takılı kalırlar. Oldukça küçük ve hafif cihazlardır. Büyüklükleri yaklaşık bir cep telefonu kadardır. Bu cihazlar ile kalp atımlarını bahsedilen sürelerce kayıt altına alırız ve daha sonra bilgisayar ortamında inceleriz. Çok seyrek şikayet yaşıyan hastalarda ise olay kaydedici( event-recorder) ile tanı konulabiliyor. Bazan tanı bunlara rağmen başarılı bir şekilde konulamayabilir. Böyle durumlarda anjio labaratuvarında özel testler uygulanarak tanı kesinleştirilebiliyor ve tedavi bu aşamada yapılabiliyor

SOĞUK HAVANIN KALP HASTALIĞINA ETKİSİ NEDİR?


Soğuk vücut için bir stres kaynağıdır. Soğuk ile vasospazm dediğimiz damarlarda büzüşme oluşmaktadır. Bu kalp için önemli bir yüktür.Böyle bir durumda yapılabilecek egzersiz ise kalp üzerindeki yükü daha da artırmaktadır. Kalp açısından riskli bireylerin böyle bir durumdan uzak durması akılcıdır. Soğuk hava da kan basıncındaki kontrolü de bozulabiliyor. Ek olarak hava değişimlerinde kan akışkanlığında değişimler de olabilmektedir. Tüm bunları topladığınızda özellikle riskli kalp hastalarında olumsuz sonuçlar olauşabilir, dikkatli olunmalıdır.

ŞİŞMANLIK VE KALP-DAMAR HASTALIKLARI ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VARDIR?


Genellikle bahsedilen problem Mitral Kapak Prolapsusu(MVP) olarak adlandırdığımız bir hastalıktır. Genel popülasyonun %7’sinde görülecek kadar sıktır. Çoğu zaman rutin kalp muayenesi sırasında şüphelenilir ve ekokardiyografi ile tanı kesinleştirilir. Çoğu hasta klinik olarak belli aralıklar ile izlenilir. Vücutta kanamaya neden olabilecek durumlar( basit bir diş çekimi bile olabilir) öncesinde antibiyotik ile korunma çok önemlidir. Bazen mitral kapakta ileri dercede kaçağa neden olabilecek derecede şiddetli olabilir ve ameliyat ile kapağın onarılması gerekli olabilir.

SİGARA KALP HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİR Mİ?


Sigara hem kalp hem de akciğer ile ilgili sorunların en önemli nedenlerindendir. Kalp ve damar tıkanıklıklarının oluşumunun yanında, olası kalp krizleri ve doğal olarak da ani ölüm riskine neden olabilmektedir. Sadece aktif içicilik değil aynı zamanda pasif içicilikde riski artırmaktadır.

YÜKSEK TANSİYONU DÜŞÜRMEK İÇİN MUTLAKA İLAÇ GEREKLİ MİDİR?


Yüksek tansiyon tanısı konulduğunda tedavi mutlak gereklidir. Ancak bu hemen ilaç tedavisi demek değildir. Bir çok hasta başlangıç olarak ilaç dışı tedavi yöntemlerinden fayda görmektedir. Bu yöntemler içinde ilk olarak beslenme içeriğinde değişiklik gelir. Tuz kısıtlaması esastır. Bununla beraber öğünlerdeki karbonhidrat içeriğinin kısıtlanması mutlak gereklidir. Ek olarak düzenli egzersizin olumlu etkileri vardır. Haftada 3 gün mümkünse hergün yapılacak 30-45dk aralığındaki tempolu yürüyüşler ile yüksek tansiyon tedavisinde etkili olunabilir.

İLAÇ KULLANIYORUM TANSİYONUM DÜŞMÜYOR, NE YAPABİLİRİM?


Öncelikle doğru bir tansiyon aleti ile sık yapılan ölçümler ile sorunun gerçekten olduğunu doğrulamamız gerekmektedir. Eğer var ise bu konuda biraz dikkatli olmak gereklidir. Olasılıklardan biri ihtiyacınız olanlardan daha az sayıda ve dozda ilaç kullanmamak olabilir . Aynı zamanda yüksek tansiyonun tedavisinde yapılması gereken diyet ve egzersizi uygun bir şekilde yapamamak olabilir. Bu olasılıklar düzeltildiğinde çok büyük oranda sorun çozulur. Eğer hala sorun devam ediyor ise yüksek tansiyona neden olabilecek olası problemlerin detaylı bir şekilde tetkikler ile araştırılması gerekmektedir.

ŞEKER HASTALIĞI VE KALP HASTALIĞI ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?


Kalp damar hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Kalp hastalığına neden olma olasılığı kişinin şeker düzeyinin ne kadar uzun süre kötü gittiği ile doğru orantılıdır.Sadece kalp ile ilişkili olmayıp vücudun tüm damar sistemi üzerine yıkıcı etkileri gösterilmiştir. Açlık kan şekerinin 2 kere 126 mg/dl nin üzerinde saptanması ile Diyabetes Mellitus(DM) yani şeker hastalığı tanısı konulabilir. Çoğu hastada ilaç ve diyet tedavisi ile kontrol altına alınabilmektedir. Etkin bir kontrol ile kalp üzerine oluşturduğu yıkıcı etkiler önlenebilmekte ancak bir kez oluştuktan sonra çözüm çok daha zor olmaktadır.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR ZARARLI MIDIR?


Binlerce insan üzerinde yapılan çalışmalarda faydalı etkileri kanıtlanmış ilaçlardır. Bu katkılarını sağlarken istenmeyen yan etkileri de olabilmektedir. Ancak bu son derece düşük oranlardadır ( yaklaşık%1 gibi) ve takipler ile kolayca anlaşılabilmektedir. Bu düşük orandaki yan etkileri düşünüp son derece faydalı etkilerinden mahrum kalmak şu an ki bilgiler ışığında mantıklı değidir

KOLUM UYUŞUYOR KALP KRİZİ OLABİLİR Mİ?


Olabilir. Kalp krizinin en tipik bulguları göğüste sıkışma yanma ve baskı ile birlikte kolda uyuşmadır. Ancak bu her uyuşmanın kalp ile ilgili olduğu anlamına gelmemelidir. Kalp hastalıklarının yanında kas eklem problemleri ile sinir sıkışmaları da benzer sıkıntılara neden olmaktadır. Bazan hiçbir organik problem tespit edilemeyebilir. Böyle bir durumda , nedenin psikolojik bir problem olup olmadığını araştırmak için psikiatri değerlendirmesi gerekebilir.

GİZLİ KALP NEDİR?


Halk arasında gizli kalp olarak adlandırılan durum kişinin farkında olmadığı kalp hastalığıdır. En çok korkulanı kalp damar tıkanıklığı olsa da , aynı zamanda kalp kapak problemleri , kalp yetersizliği yada yüksek tansiyon herhangi bir bulguya neden olmadan, yani kişi bir rahatsızlık hissetmeden bulunabilir ve buna kabaca gizli kalp denilebilr.

ANİ ÖLÜM NEDİR?


Şikayetlerin başlaması ve ölüm arasında geçen sürenin 1 saatten az olduğu durumlara ani ölüm diyoroz. %80 i koroner yani kalbi besleyen damarların hastalıkları ile ilişkilidir. Bunun yanında kalp kapak hastalıkları , kalbin elektriksel bozuklukları ile birlikte kalp kas hastalıkları da önemli kalp kökenli ani ölüm nedenlerindendir. Bazan ailevi yatkınlık gözlenebilmektedir. Birinci derece yakınlarında böyle bir durum varlığında kişiler özellikle dikkatli olmalıdır. Önlenebilir bir durumdur, uyanık olmak ilk yapılacak şeydir

FELÇ VE KALP-DAMAR HASTALIKLARI ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?


İnme yani felç beyin kan akımını ani olarak kesilmesi sonucu olmaktadır. Beyinde çok yaygın bir damar ağı mevcuttur ve bunlardan bir yada daha fazla sayıda etkilenmesi ile oluşmaktadır. Hangi damar tıkanırsa o bölgede hasar oluşmaktadır.Hasarlı bölgenin kontrol ettiği bölge de doğal olarak normal görevini yapamamaktadır. Bir hasta felç sonrası kol ve bacağını kullanamazken başka bir hastada sadece konuşma bozulabilmektedir. Felç kalp hastalığı ve kanserden sonra en önemli üçüncü ölüm nedenidir. İnmeye neden olan risk faktörleri ile kalp krizine neden olabilen risk faktörleri benzemektedir. Bu risk faktörlerinin önlenmesi ile %50 kadar vakanın önüne geçebilmektedir.

KALP KAPAKLARIMDA ESNEME VARMIŞ , ÖNEMLİ MİDİR?

Genellikle bahsedilen problem Mitral Kapak Prolapsusu(MVP) olarak adlandırdığımız bir hastalıktır. Genel popülasyonun %7’sinde görülecek kadar sıktır. Çoğu zaman rutin kalp muayenesi sırasında şüphelenilir ve ekokardiyografi ile tanı kesinleştirilir. Çoğu hasta klinik olarak belli aralıklar ile izlenilir. Vücutta kanamaya neden olabilecek durumlar( basit bir diş çekimi bile olabilir) öncesinde antibiyotik ile korunma çok önemlidir. Bazen mitral kapakta ileri dercede kaçağa neden olabilecek derecede şiddetli olabilir ve ameliyat ile kapağın onarılması gerekli olabilir.

KALP YETERSİZLİĞİNDE İLAÇ DIŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?


Sıvı ve tuz alımındaki kıstlama , diyet ve egzersiz klasik olarak tüm hastalarda önerilmektedir. Bu tedavilere ek olarak kalbin çalışmasının azalmasına ek olarak çalışmanın düzenin de bozulduğu durumlarda resenkronizasyon adını verdiğimiz tedavi yöntemi kullanılabilir. Bu yöntemde çalışmanın düzeninin sağlanması için kalp yetmezliği pili kullanılmaktadır. Bu pil sol köprücük kemiğinin altına yerleştirilir. Bu pilin 3 tane elektrodu mevcut olup, bu elektrotlar kalbin sol ve sağ karıncığı ile sağ kulakçığına yerleştirilir. Bu elektrolar ile, kalp olan rezervini daha etkin kullanmaktadır. Bu sayede hastanın şikayeti ve hayatta kalım süresi artmaktadır. Bu pile ek olarak şoklama özelliği de eklenerek ani kalp durmalarında şoklama yaparak yaşamın sonlanmasını da engellemektedir.

DOKTORUM ANJİO ÖNERDİ , NASIL YAPILIR?, NE GİBİ BİLGİLER SAĞLAR?, TEHLİKELİ MİDİR?


Anjio kabaca damarların içinin filmini çekmek olarak tanımlanabilir. Bir tedavi yöntemi değildir. Sadece problemin derecesini ve ne şekilde tedavi edebileceğimizi ortaya çıkarır. Bir çok bölgeden yapılabilir ancak en çok kasık bölgesinden yapılır. Dünyada ve türkiyede artık sık yapılan bir işlemde halk arasında koldan anjio oalrak bilinen radial anjiodur. En iyi ve deneyimli merkezlerde yapılsa bile riskleri olabilir. Ancak bu riskleri ile sağladığı faydalar kıyaslandığında mutlak faydaları daha fazladır.

KOLDAN ANJİO DAHA İYİ MİDİR?


Kasıktan yada koldan yapılan anjionun verdiği bilgiler tamamen aynıdır. Fark anjio sonrası hastanede ve yatarak geçirilen zamandır. Klasik kasık anjiolarında 5-6 saat kadar anjio sonrası yatış önerilirken radial anjioda 1 saat koltukta istirahat yeterlidir.

KALBİME STENT TAKILDI , KONTROL İÇİN TEKRAR ANJİO OLMAK ZORUNDA MIYIM?


Özel bir durum olmadıkça rutin konrol anjiosu önerilmemektedir. Kontroller anjio dışı tanı yöntemleri ile yapılmaktadır. Bir problem gözlendiğinde ve bu anjio yapılmasını gerektirecek kadar ciddi olduğunda tabi ki anjio yapılabilir.

KALP-DAMAR TIKANIKLIĞIM İÇİN BALON-STENT TEDAVİSİ YAPTIRDIM, HER ŞEY BİTTİ Mİ?


Ne yazık ki hayır. Bu tedavi yöntemleri ile kişinin tedavi olması çok önemli olmakla birlikte aslında yeni başlıyoruz bile denilebilir. Ne kadar iyi ve uygun balon- stent işlemi yapılırsa yapılsın tekrar tıkanma olasılığı vardır. Bu olasılığı en aza indirmek adına sizin ve hekiminizin yapması gereken şeyler vardır. Hiçbir şikayetin olmaması durumunda bile kontroller aksatılmamalıdır. Anormal bir durum görüldüğünde kontrol zamanı beklenmeden hekime başvurulmamalıdır.

KALP-DAMAR TIKANIKLIĞIM AMELİYAT İLE DÜZELTİLDİ, HER ŞEY BİİTTİ Mİ?


Yapılan operasyon sonrası takılan damarlarda ya da işlem yapılmamış bölgelerde tekrar tıkanmalar olabilmektedir. Bu olasılık hiç unutulmamalıdır. Operasyon ile düzelen şikayetlerin daha hafif bile olsa tekrar başlaması uyarıcı olmalıdır. Tıkanıklığın kesinlikle eski şikayetlerin tekrarlaması şeklinde olması gerekli değildir. Düzenli kontrol esastır.

AORT BALONLAŞMASI( AORT ANEVRİZMASI) NEDİR?

Kalbin sol tarafından atılan kanı vücuda taşıyan ana elastik yapıda boruya AORT adını vermekteyiz. Bu damar kalpten çıktıktan sonra göğüs boşluğunda devam eder. Bu sırada beyine ve kollara ana damarları verir. Daha sonra karın boşluğuna geçer ve sonrasında bacaklara giden ana damarlara ayrılır.
Balonlaşma dediğimizde ise damar bütünlüğünün bozulması ile damarın bir ya da daha fazla bölümünde genişlemeler akla gelmektedir.
Bahsedilen balonlaşma tüm damar boyunca olabilmekte birlikte özellikle karın bölgesinde böbrek damarının altında kalan kısmında fazladır. Kalp damar tıkanıklıklarına neden olan klasik risk faktörlerini( yaş , şeker hastalığı , sigara , yüksek kolesterol, yüksek tansiyon) hastalık olasılığını artırmaktadır. Bunun yanında erkek cinsiyette biraz daha fazla gözlenmektedir. Ailevi yatkınlıkta olabilmektedir.

AORT BALONLAŞMASI( AORT ANEVRİZMASI) TEHLİKELİ MİDİR?


Bu hastalığın en çok korkulan yönü ani yırtılma ve delinme olasılığıdır. Bu durum genişlemenin derecesi ile ilgilidir. Derece ne kadar fazla ise bu olasılık o kadar fazladır. Bu yırtılma veya delinme bir kez ortaya çıktığında tedavi çok zordur hastanın kaybedilme olasılığı çok yüksektir. Önemli olan bu büyümenin olmamasına yada eğer oluşmuş ise daha
da artmasını engellemeye .alışmaktır.
Belirtiler bazan yoktur. Yani hiç bir şikayete neden olmayabilir. Tanı başka bir nedenle çekilebilecek akciğer filmi ya da karın ultrasonografi sırasında konulur. Bazan şikayete neden olabilir. Karın ağrısı ve iştahsızlık gibi bir hastalığı düşündürmeyen , çok fazla hastalıkta gözlenebilen şikayetler oluşturur

AORT BALONLAŞMASI( AORT ANEVRİZMASI) TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?


Daha önceleri klasik olarak ameliyat yapılmaktaydı. Ameliyat ile balonlaşma gözlenen kısım çıkarılmakta ve bu bölgeye yapay greft takılmaktaydı. Son 10-15 yıldır bu hastalıkta stentler kullanılmaya başlandı. Hafif sedasyon altında , anjiografi labaratuvarında yapılmaktadır. Balonlaşma gözlenen bölgenin içine stent yerleştirilerek hastalıklı bölgenin kan akımı ile ilişkisi kesilmektedir. Hem işlem süresi hem de işlemden sonra hastanedeki yatış süresi klasik ameliyata göre daha kısadır.Hastanede 1 yada 2 gün kalınması genellikle yeterlidir.

ŞAH DAMAR( KAROTİS ARTER) TIKANIKLIKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Şah damarı( kartotis arterler) beynimize kan taşıyan en önemli damar sistemidir. Bu damar sisteminde oluşabilecek sorunlar önemli problemlere neden olabilmektedir. Çoğu zaman kol ve bacakta uyuşma yada kuvvet kaybı, konuşamama, baş dönmesi yada görme kaybı gibi bulgularla ortaya çıkabilmektedir. Bu bulgular halk arasında genel anlamda felç olarak adlandırılmaktadır. Bu durum ortaya çıktığında tedavi edilmesi genellikle zordur ve her yerde tam olarak uygulanamamaktadır. Sonuç olarakta hastalar( eğer hayatta kalabilirlerse) sonraki yaşamlarını ciddi zorluklar içerisinde devam ettirmek zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle eğer böyle bir sorun varsa, bir felç durumu oluşmadan tedavi yapılması esastır. Eskiden klasik tedavi yöntemi ameliyat ile tıkalı damarın içinin temizlenmesi ve sonuç olarak beyin kan akımının tekrar normale döndürülmesi şeklindeydi. Günümüzde ise artık özel stent yöntemleri ile ameliyat ile kıyaslanmayacak kadar rahat ve risksiz bir şekilde şah damar tıkanıklıkları tedavi edilmektedir.